Mehmet Cömert

Mehmet Cömert


Cenaze Namazı Neden Ezansızdır?

13 Eylül 2021 - 16:20

Yeni doğan çocuğun kulağına neden ezan okuduğumuzu biliyor muyuz? Bu işin sebebi
gerçekten şaşırtıcı..
Peygamber efendimiz çocuğundoğumundan sonra onun sağ kulağına ezan,sol kulağına da
kamet okumamızı emretmiştir. Tamam da,peki bu ezan ve kametin namazı nerede?
Evet bu işin namazı o kişinin ölümü esnasında kılınan cenaze namazıdır işte. Cenaze
namazının neden ezansız ve kametsiz olduğunu anladık mı?
Doğarken ezan ve kamet… Ölürken o ezan ve kametin namazı…
Bunun verdiği mesaj ise şudur: “Dünya hayatı kamet ile namaz arasındaki vakit kadar
çok kısadır”.
Evet hayat çok kısa, yapılması gereken işler ise çok önemli. Hayatın kısa olduğunu insan
çok geç fark ediyor maalesef. Bu gerçeği ancak yaşlanınca anlayabiliyor insan. Hayatın
sonuna doğru bu hakikatin anlaşılmasının ise pek bir faydası olmuyor tabii ki.“Gençlik
bilse,ihtiyarlık yapabilse” sözünün ifade ettiği gerçek, çoğunlukla hükmünü icra ediyor.
Meşhur bir Kürt atasözü de mealen şöyle ifade eder bu hakikati: “Ömrümü bitireceğim anda
ancak kendimi tanıyabildim. (Min emre xwexelaskir,hêminxwe nas kir)
Gençlik yıllarının sarhoşluğu ölümü hiç hatırlamak istemiyor, onun çok geç olacağını
düşünüyor. Oysa ölüm gençlik ihtiyarlık diye bir ayrım da yapmazken insan nefsi, babasının ,
dedesinin daha hayatta olduğunu kendinin ise onlar öldükten sonra öleceğini zannediyor.
Oysa ecel yaşa göre değil belirlenen ilahi yasaya göredir. Dünyaya geliş vaktimiz gibi gidiş
vaktimiz de önceden belirlenmiştir ve kimse bunun zamanını bilme şansına da sahip değildir.
Hayatın kısa görünmesinin çok önemli bir sebebi de yaşanan anlarıniçi boş, anlamsız, gayesiz
işlerle geçirilmesidir.Hayırlı işlerle doldurulamayan hayat ne kadar uzasa da kısadır.
Her günü son gün bilerek uhrevi amellere yoğunlaşan, hayatı dolu dolu geçiren insan için
durum farklıdır. Yani ömür hayırlı işlerle bereketlenir ve uzar. Yani ömür israf edilmeden
yerinde,faydalı faaliyetlerle uzar. Sayı olarak az, ama içi dolu bir hayat,sayıca çok fazla ama
içi boş bir hayattan daha uzundur.Her konuda olduğu gibi önemli olan eskilerin deyimiyle
kemiyet(nicelik) değil,keyfiyet(nitelik)tir.
Fâni dünyada bâkî, kalıcı işler yapan kişinin hayata veda etmesi de farklıdır. İşini, ödevini
yapmış olmanın sağladığı bir ferah ve güven ruhuna hakimdir. Vazifesini yapıp terhis
tezkeresini almayı bekleyen bir askerin sevincine sahiptir iman ehli. Allah dostları için
ölüm,hayatın ağırlaşan meşakkatinden kurtulup hakiki alemde Allah’a yakın olmanın
sağladığı sonsuz rahat ve huzura kavuşmanın kapısıdır. Hakikat ehli ölümü hep böyle
görmüşlerdir.Savaşta ölümcül bir darbe alan sahabi “Kabe’nin rabbine andolsun ki
kurtuldum” demiştir. Hz Mevlana Celaleddin-i Rumi ölümü “Şeb-i Arus” Hz
ÜstadBediüzzaman da “ Ölüm bizimNewroz günümüzdür” diyerek ölüm gerçeğini
sevinçle karşılamışlardır.
Hz Üstad(ra) fenaya mahkum bir hayat ile imtihan edilen bizlere şöyle nasihat eder:

“Dünya madem fânidir.
Hem madem ömür kısadır.
Hem madem gayet lüzumlu vazifeler çoktur.
...
Hem madem dünyevî dostlar ve rütbeler, kabir kapısına kadardır.
Elbette en bahtiyar odur ki: Dünya için âhireti unutmasın, malayani şeylerle ömrünü telef
etmesin...(16.Mektup)
Yazımızı Yunus’un o meşhur dizesiyle noktalayalım:
“Geldi geçti ömrüm benim, şol yel esip geçmiş gibi. Hele bana şöyle geldi; şol göz yumup
açmış gibi.”

Bu yazı 114 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum