Neriman MIHLADIZ

Neriman MIHLADIZ


HUZUR EVİNDE

22 Nisan 2022 - 22:09

TV programlarının aşağı yukarı hepsinde önemli gün ve haftalarda bayramlarda huzurevleri ve yetiştirme yurtları ile ilgili çekimler yapılır. Çekimler esnasında görevliler, güngörmüş yaşlılar, istek ve dilekleri ile ilgili konuşturulur. Yaşlılar genellikle sitemli ve kırgın konuşurlar. Bu sitemkâr konuşmaların hedefi; çocukları, akrabaları ve dostlarıdır. “Burada yalnızız! Ziyaretimize gelmiyorlar! Hal hatır sormuyorlar!” diye göndermeler yaparlar. Biraz buruk, biraz üzgün, nemli gözlerle… Bence huzurlu ve güzel bir ortamları var. (Atadan dededen gördükleri gibi yaşamak isteseler de artık kimsenin yeterli maddi gücü ve birlikte yaşamaya tahammülü yok beklide.) Yemek hazırlama, temizlik yapma, yalnız kalma derdi yok. Hepsinin olmasa bile çoğunluğun rahat olduğunu düşünüyorum. Burdur huzurevini ziyaret ettiğim zaman beslenmelerine, bulundukları ortamın temizliğine, güvenliğine, sağlık koşullarına dikkat edildiğini gördüm. En azından karınları tok, sıcak bir ortamda kalıyorlar, çamaşırları yıkanıyor ve sohbet edecek akranları var etraflarında. En büyük dertleri ailelerinin ilgi ve şefkat göstermemesi. Kısaca bir anımı aktarmak istiyorum. Huzur evinde yakından tanıdığım birisini etrafında beş altı yaşlıyla sohbet ederken gördüm. Yaşlılarla ilgilenmenin insanı çok mutlu ettiğini anlatıyor herkes de onu can kulağı ile dinliyordu. Tabii dinleyenlerin arasına sessizce bende katıldım. Anlattıklarını büyük bir şaşkınlık ve kızgınlıkla, dudaklarımı ısırarak dinliyordum. Konuşmaları öyle candan ve içtendi ki insanların çift kişilikli değil beş altı kişiliği bile birden taşıyabildiğine şahit oldum. Çünkü bu insan kendi anne babası ile ilgilenmeyen hallerini hatırlarını sormayan, kayın valide ve kayın peder nedir, kimdir bilmeyen biriydi. Bir de kalkmış! huzur evinde yaşlılara gösterilmesi gereken ilgi ve sevgiden bahsediyor, çevresini de inandırıyordu. Kendi yaşlısına sahip çıkmayıp başkasında teselli arayan garip. Kişiliksiz biri diye düşündüm. Meğer her şeyimiz dışa dönük gösteriş olmuş. Birde kimi kimsesi olmayan, evinde kendi başına kalan yaşlılarımız var tabii. İyi kötü parası olan veya olmayan alışverişe gidemeyen, günlerce kapısı çalınmayan, su ve kuru ekmekle karnını doyuran garibanlar.. Düşününce insanın içi acıyor. Keşke bu yaşlılarımızda huzurevinde kalsalar da bir tek ziyaretçileri bile olmasa deyiveresi geliyor insanın. Yaşlanınca insan biraz paranoyak oluyor galiba kimseye güvenemiyor birde buna unutkanlık eklenince ne söylediğini ne yaptığını hatırlamıyor. Verdiği beş kuruşun hesabını sorar hale geliyor elinde olarak veya olmayarak çevresindeki çemberi iyice daraltıyor. Yirmi daireli bir apartmanda veya yüz ailenin oturduğu bir sokakta yalnız. Hasta olsa bakanı yok bir çorba yapanı yok evini temizleyip bulaşıklarını yıkayanı yok Geçenlerde yatalak yaşlı bir teyzeyi ziyaret ettim çok sinirli, saldırgan, sorgulayıcı, sitem dolu tavırları vardı. O anda yaptıklarına içimden çok kızdım, tekrar ziyaret etmemek için karar aldım. Bu şekilde davranarak çevresinde hiç kimseyi bırakmıyordu. Eve gelince düşündüğümde; tek duyduğu ses, gördüğü yüz yaşamsal faaliyetlerini sürdürmesinde yardımcı olan bakıcısına ait, arada sırada tek çocuğundan gelen telefon ise ikramiye niyetine, ha! Bir de karşısında vazgeçemediği cam ekran yani televizyon… Onun yerinde ben olsam da böyle davranırdım diye hak verdim sonra. Çevresinde konuşabileceği akranları olsa belki bu kadar saldırgan olmazdı yani sözün özü yine aynı, bir huzurevinde olsa fena mı olurdu? Belediyeler ve Sosyal hizmetler yaşlılar ve yalnızlar için yirmi beş metre karelik apart evler yapsalar, isteyen yemeğini kendi hazırlasa, isteyen ortak kullanılan bir yemekhaneden yararlansa, kendi keyiflerine göre hareket etseler ama yine devlet gözetiminde ve güvencesinde olsalar… Apartlar arasında ev gezmelerine gitseler, birbirlerine istedikleri yiyecek ve içecekleri ikram etseler… Devlet günümüz şartlarında, farklı ve çağdaş ama eskiyi de unutturmayan yaşamlarla harmanlanmış ortamlar sağlayarak sosyal devlet olduğunu gösterse…. En azından yaşlılarımız için daha yaşanılabilir bir dünya oluşturmuş olmaz mıyız? Bende o günlere yaklaşıyorum. Birinci kat bir yer istiyorum. bir artı bir alan. Ekilecek dikilecek elli metrekarelik de bir yeri olsun. Bahçeye soğan maydanoz tere dikeyim. Birkaç kök domates salatalık biberimde olsun. Onları sulayarak severek zaman geçireyim en azından minik bahçemin kenarında bir sandalye da oturup onları gözleyeyim. Yanımdan geçenlerle sohbet edeyim. Öylesine hayaller. 

Bu yazı 124 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum