Prof.Dr.Abdülaziz BAYINDIR

Prof.Dr.Abdülaziz BAYINDIR

Prof.Dr.Abdülaziz

KUR'AN'DA İNANÇ ESASLARI

13 Eylül 2021 - 16:21


Kaderi, inanç esasları içine sokuşturanlar, imanın şartlarını altıya çıkarmışlardır ama
Kur’an’da imanın şartı  beştir. Bunları şu iki âyetten öğreniyoruz:
 لَيْسَ الْبِرَّ أَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلَكِنَّ الْبِرَّ مَنْ آَمَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآَخِرِ وَالْمَلَائِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيِّينَ 
“Erdemli olmak, yüzünüzü doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Ama erdemli olan,
Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara ve nebîlere inanıp güvenen kişidir.” (Bakara
2/177)
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ آمِنُواْ بِاللّهِ وَرَسُولِهِ وَالْكِتَابِ الَّذِي نَزَّلَ عَلَى رَسُولِهِ وَالْكِتَابِ الَّذِيَ أَنزَلَ مِن قَبْلُ وَمَن يَكْفُرْ بِاللّهِ وَمَلاَئِكَتِهِ
وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلاَلاً بَعِيدًا.
“Ey inanmış kimseler! Allah’a, Elçisine, Elçisine indirdiği Kitab’a ve daha önce indirdiği
kitaplara inanıp güvenin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, elçilerini ve ahiret gününü
görmezlikte direnir de kâfir olursa derin bir sapıklığa düşmüş olur.” (Nisâ 4/136)
Bu âyetlerde Allah’a, meleklerine, kitaplarına, elçilerine ve ahiret gününe inanmak, imanın
şartı sayılmış ama kadere imandan söz edilmemiştir. Kadere iman sözü, Kur’ân’da yoktur.
Kadere iman konusundaki delil, meşhur “Cibrîl hadisi”dir. Rivayete göre Cebrâil (a.s.)
Nebîmize: “İman nedir?” diye sormuş, o da: “Allah’a, meleklerine, kitaplarına, elçilerine,
âhiret gününe ve kadere, onun hayrına da şerrine de inanmandır” cevabını vermiştir [9] . Bu
hadisi en kapsamlı şekilde rivayet eden Sahîh-i Müslim’in kader ile ilgili ifadesi şöyledir:
وتؤمن بالقدر خيره وشره

“Kadere yani onun hayır ile ilgili olanına da şerle ilgili olanına da inanmandır.”
Her şeyin kaderini /ölçüsünü belirleyen Allah, elbette hayrın da şerrin de kaderini /ölçüsünü
belirlemiştir. Buna inanmayan kişi, müslüman olamaz. Allah bununla da kalmamış hayır veya
şer işleyenlere vereceği karşılığın ölçülerini de belirlemiş ve şöyle buyurmuştur:
لِّلَّذِينَ أَحْسَنُواْ الْحُسْنَى وَزِيَادَةٌ وَلاَ يَرْهَقُ وُجُوهَهُمْ قَتَرٌ وَلاَ ذِلَّةٌ أُوْلَـئِكَ أَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ. وَالَّذِينَ كَسَبُواْ السَّيِّئَاتِ
جَزَاء سَيِّئَةٍ بِمِثْلِهَا.
“Güzel davrananlara daha güzeli ve fazlası vardır. Yüzlerinde ne bir kararma ne de bir
aşağılanma izi olur. İşte onlar cennet ahalisidir, onlar orada ölümsüz olarak kalacaklardır. 
Kötü işlerle uğraşmış olanların cezası ise yaptıkları kötülüğün dengidir.” (Yunus 10/26-27)
Görüldüğü gibi Cibrîl hadisi, hayrın da şerrin de bir kaderinin yani ölçüsünün olduğuna
inanma dışında bir anlam ifade etmez. Onun kadercilere delil olması mümkün değildir. Kaldı
ki hadis kitaplarında Cibrîl hadisinin “kadere iman” ifadesini içermeyen rivayetleri de
mevcuttur.
Şimdi İslam tarihinde çok önemli yeri olan Bedir Savaşını, Allah’ın koyduğu kadere yani
ölçüye ve kurallara uymamanın nelere mal olduğunun örneği olarak ele alacağız.

Bu yazı 61 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum