Yalçın Küçük

Yalçın Küçük


TAHAMMÜLÜMÜZ kALMADı

24 Kasım 2021 - 17:48

Antalya’da artan nüfus ile birlikte büyük bir hızla araç sayısında da artışyaşanıyor. Özellikle son dönemdemotosiklet sayısında çok ciddi bir artış mevcut. Pandemi nedeniyle internetten alışverişmoto kuryelerin sayısını art- tırırken her an bir köşeden bir motosiklet çıkabilir duruma geldik. Yeni nesil ulaşım araçları da hemen heryerde. trafikteki araç sayısı arttıkça artıyor… Nedendir bilmem bazı araç sürücüleri araçlarında ‘Haydar’ olarak tabir edilen sopalar taşır. levyenin yeri bagaj olması gere- kirken nedense bazı araçlarda sü- rücü koltuğunun hemen altında yer alıyor. trafikte özellikle pik saatler olarak nitelendirilen işe gidişve dönüş sa- atlerinde tahammülümüz nere- deyse yok gibi bişey oluyor. trafik ışığında beklemeye dahi ta- hammülümüz kalmamış. Işık daha yanmadan arkadan hemen bir korna sesi duyuyorsunuz. Öndeki kırmızıda geçti siz durdu- nuz ama arkadan bir korna sesi ‘daaaaaaatttt’ diye… Neymiş o da geçmek için hazırlık yapmış siz durunca geçememiş. Antalya trafiğinde zaten sinyal de- nilen şeyi nedense kullanmıyoruz!.. Normal yolunuzda giderken pat diye bir araç önünüze kırabiliyor ya da pat diye sağa çekebiliyor. Sanki o sinyal kolunu aracı yapan firma boşuna koymuş ya da benzin yakıyor gibi unutuyoruz. Özellikle büyük araçlar ‘nasıl olsa benim aracım büyük o mecbur duracak’ mantığı ile her an herşeyiyapabiliyor. Şehir içerisinde gidilecek hızsınırı belli, okulyakınlarında kaç km hızla gideceğiniz belli. Siz kurallara ne kadar uymaya ça- lışırsanız çalışın arkadan bi ‘daaaaattt’ diye korna sesi duyuyorsunuz. Geçerken bi de üstüne üstük el kol hareketleriyapmazlar mı!.. Pandeminin etkisi mi dersiniz, ekonomik sıkıntılar mı dersiniz in- sanların sadece trafikte değil hemen hiçbirşeye tahammülleri kalmadı. çağımızın vebası olan durum. Şöyle bir bakın yaşadığınız şehirlere. Girdiğiniz ortamlara, toplu taşıma araçlarına,şehrinizin en büyük cad- desine. Insanın insana gerçekten taham- mülü yok. Yan baktın diye adam öldürüyoruz. Sevdiğimizi iddia ettiğimiz ka- dınları,ya benimsin ya kara toprağın gibi bedevi zihniyetiyle seviyor, en ufak bir problemde kurşuna diziyo- ruz. Insanının insana tahammülü yok. çarşıda pazarda yol vermiyoruz, yaşlıya engelliye. Gence vermediğimizde kavga çıkı- yor zaten. İnsanın insana gerçekten taham- mülü yok. Sevmiyoruz kimseyi. Fişliyoruz… Fikrimize aykırı ise sövüyoruz. toplum olarak psikolojimiz bozuldu. Ne oldu bize böyle? Sinirlerimize neden hakim olamı- yoruz? Küçük tartışmalar bile sonu gel- meyen büyük kavgalara dönüşüyor. Sokakta bile birbirini hiç tanıma- yan insanlar bile birbirine taham- mül edemiyor. Kaldırımda yürürken yanlışlıkla karşıdan gelen birine omuzun çarp- tığında birbirimizden özür dilememiz gerekirken "Önüne baksan lan" denekten kendimizi alıkoyamıyoruz. Ağızdan çıkan o cümle ile gerginlik başlıyor. Düşünüyorum da trafik ışıkları ol- masaydı bu şehirde kavga eden sü- rücülerin haddi hesabı olmazdı. Aslında bu birbirimize olan saygı- sızlık ve tahammülsüzlüğümüzün göstergesidir. İyi de niye böyle olduk? Gerçek kültürümüzden uzaklaşıp sosyal medyalarda yaşamaya başla- yınca mı acaba daha fazla agrasif ol- maya başladık? Birbirimize zaman ayırıp bir birimizle sohbet etmemiz lazım. toplum olarak buna ihtiyacımız var. Komşu komşuya ziyarete bile gitmiyor. toplum olarak yazık ediyoruz kendimize ve geleceğimize çünkü ço- cuklarımız da bizim gibi büyüyor. çocuklar anne babadan ne gördüyse öyle yaşar. Birbirimize hoşgörülü davranalım, sinirlerimize hakim olalım…

Bu yazı 56 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum